Dolar : Alış : 5.3231 / Satış : 5.3327
Euro : Alış : 6.0775 / Satış : 6.0884
HAVA DURUMU
hava durumu

ceylanpinar18°CAz Bulutlu

Son Dakika Haberleri

Üyelik İşlemleri Yeni Üyelik / Giriş Yap

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERİN FERYADINI DUYUN ARTIK

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERİN FERYADINI DUYUN ARTIK
21 Mayıs 2018
SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERİN FERYADINI DUYUN ARTIK

SÖZLEŞMELİLERE KADRO VERİLSİN!

MUSTAFA TURAN / TÜM YAZILARI

Bilindiği gibi 2016’da çıkarılan bir KHK ile sözleşmeli öğretmenlik statüsü tekrar ihdas edilmiştir. Bu tarihten bu yana yapılan öğretmen atamaları tamamen sözleşmeli statüsünde yapılmıştır. Bugün itibariyle 40 bin sözleşmeli öğretmen okullarımızda çalışmaktadır.

Hükûmet, sözleşmeli öğretmenlik uygulamasıyla istihdamda güçlük çekilen yerlerde, öğretmenleri uzun süreli (4+2 yıl) tutmaya çalışmaktadır. Ülkemizin doğusunda kadrolu öğretmenlerin çok kısa süreli kaldığı, öğretmen sirkülasyonunun sık olması nedeniyle bölge öğrencilerinin mağdur olduğu ve bunun neticesinde bölge illerinin ülkenin eğitim başarısında son sıralarda yer aldığı bir gerçektir.

Bölgede çalışan kadrolu öğretmenler, tayin çıkarmak için fırsat kollamaktadırlar. Batı’nın mamur il ve ilçelerinde çalışmak varken bölgenin gelişmemiş ve birçok alanda dezavantajlı olan yerleşim yerlerinde çalışmak, öğretmenleri huzursuz etmektedir. Bu nedenle bölgede çalışan öğretmenler, bölgeden gitmek için daha ilk günden tayin çıkarma yollarını araştırmaya başlıyor ve birçoğu da özellikle eş özrüyle doğu hizmet süresini doldurmadan bölgeyi terk ediyor.

Doğu bölgelerinin okullarına atanan öğretmenlerimiz, genellikle okullarından henüz mezun olmuş gençlerden oluşmaktadır. Atandıkları okullarda acemilik dönemlerini geçirmektedirler. Bu nedenle bölge okulları, nerdeyse bir acemi birliği işlevi görmektedir. Bu öğretmenlerimize ait aday öğretmenlik iş ve işlemleri, bölge okullarımız yöneticilerini önemli ölçüde meşgul etmektedir.

Sorunun tespiti doğrudur. Ancak çözümün sözleşmeli öğretmenlik uygulamasında görülmesi doğru değildir. Zira 4+2 yıl çakılı sözleşmeli kadro uygulamasının yeni atanan öğretmenlerimize uygulanması, insani bir uygulama değildir. Yukarıda değindiğimiz gibi bölgeye atanan öğretmenlerin büyük çoğunluğu bekârlardan oluşmaktadır ve ortalama yaşları 26-27’dir. Bu yaş, evlilik için zaten yeterince gecikmiş bir yaş iken çakılı kadro nedeniyle birkaç yıl daha evliliğin geciktirilmesi vicdani ve insani bir uygulama değildir.

Denilecektir ki öğretmenimiz, evlenmek istiyorsa sözleşmeli öğretmenliğe başvurmasın. Peki, bundan başka bir çaresi var mı ki öğretmenimizin. Bunca yıl oku, zorlu sınavlardan geç ama iş sahibi olmadan evde otur. Yuva kurma, çünkü kuracağın yuvaya ekmek getiremeyeceksin. Hem kadrolu atama yapılıyor mu ki sözleşmeliliği tercih etmeyip kadrolu atamayı beklesin. Dolayısıyla öğretmenimizin, ağır şartlarını bildiği halde sözleşmeliliği kabul etmesi, bir zorunluluk nedeniyledir. Sözleşmelilik imzasını atarlarken bile sözleşmelilik uygulaması kaldırılır umudunu taşıyarak önlerindeki sözleşmeyi imzalamaktadırlar. Birkaç yıl önce sözleşmelilerin kadroya topluca geçirilmiş olması da kendilerine ayrıca bir umut olmuştur.

Hükûmet, dezavantajlı bölgelerde uzun süreli öğretmen istihdamı sağlamak istiyorsa kesenin ağzını açmalıdır. İnsanları cebren ve adil olmayan sözleşmelerle buralarda tutup çalıştırmak yerine cezp edici yöntem ve teşviklerle istihdam etmelidir. Doğru olan yöntem, bu bölgelerde çalışan öğretmenlere pozitif ayrımcılık yapmaktır. Gercüş, Dargeçit, Yüksekova, Ceylanpınar’da çalışan biri ile Denizli, Aydın, Konya, Bolu’da çalışan birini aldığı ücrette eşit tutmak adaletsizliktir.

Dezavantajlı yerlerde kalmak isteyen öğretmen mi istiyorsunuz, verin fazladan bir yarım maaşı, göreceksiniz, insanlar gönüllü olarak buralara nasıl da akın edecektir. Karı koca aynı yerde çalışanlar, bir maaş fazladan alacağı için çiftler, buralarda yıllarca seve seve çalışacaktır.

Bir avantaj vermeden öğretmeni bu bölgelerde çalıştırmak, bölge öğrencilimizin de hiç yararına değildir. Çünkü öğretmenler, mutlu değiller. Bir sendikacı olarak okulları ziyaret ettiğimde karşıma çıkan en büyük sorun, sözleşmeli öğretmenlerimizin mutsuzluğudur.

Mecburiyetten sözleşmeliliği kabul eden bu gençler, sözleşmelilerin haklarının iyileştirilmesini ve nihayetinde sözleşmeliliğin kaldırılmasını istemektedirler ve seçimleri bir umut görmektedirler. Seçim öncesinde Hükûmet’ten bir müjde beklemektedirler. Çünkü birçoğu evlenip çoluk çocuğa karışmak istiyor ama evlenmek istediği insanın özel sektörde çalışması veya evleneceği kişinin kadrosunun, çalıştığı yerde bulunmaması gibi nedenlerle evlenme imkânı bulamamaktadır.

Yine karlaştığım ve mutsuzluklarına şahit olduğum bir kısmı da evli olup da eşlerinden, yavrularından ayrı kalmak zorunda kalanlardır.  Eşini, yavrusunu memleketinde bırakıp gelenler, her gün yuvasının özlemini çekmek zorunda kalıyor. Çünkü bu eşlerin kavuşması, bu şartlarda mümkün görünmemektedir. Eşlerin bir kısmı esnaftır. Dükkânını kapatıp eşlerinin yanına gelmesini onlardan istemeniz ne kadar doğrudur, ya da diğer eş, ne diye öğretmenlik yapıyor ki; otursun eşinin yanında, demek ne kadar vicdanidir? ÇAYKUR’da çalışan birine, Ceylanpınar’da çalışan öğretmen eşinin yanına gitmek istiyorsan -Ceylanpınar’da ÇAYKUR kurum kadrosu olmadığı için- işini bırak git demek ne kadar mantıklıdır?

Sözleşmelileri tek mutsuz eden, sadece evlenememeleri veya evli eşlerin bir arada yaşayamaması değildir. Zira sözleşmeli öğretmenler ile kadrolu öğretmenler arasında özlük ve mali haklar yönünden ciddi eşitsizlikler bulunmaktadır. Sözleşmeliler, kadrolularla aynı işi yaptıkları halde kadrolulardan farklı muamele görmektedirler. Bunlardan bazıları şunlardır:

Sözleşmeli öğretmenler, il içi ve il dışı yer değişikliği yapamamaktadır.

Sözleşmeli öğretmenler için kademe ve derece uygulaması söz konusu değildir. Kademe ve dereceden kaynaklı ücret artışından yararlanamamaktadırlar.

Maaş, ek ders ve sınav ücretlerinden yüksek oranda kesinti yapıldığından, kadrolulara oranla aynı işin karşılığında, ellerine geçen para miktarı düşük olmaktadır.

Sözleşmeliler, kadrolulara göre daha erken yüksek vergi dilimine girdiklerinden kadrolulara göre maaşlarında ciddi düşüşler olmaktır.

Sözleşmeliler, okullarda zorunlu haller dışında yönetici olamamaktadırlar.

Sözleşmeliler, asker öğretmenlik uygulamasından yararlanamamaktadırlar.

Mazeret izinleri eşit değil, kadrolular evlilik için veya birinci derecede yakınlarından birinin ölümü nedeniyle 7 gün izin alabiliyorken sözleşmeliler 3 gün izin alabilmektedir.

Kadrolular 10 gün babalık izni alabiliyorken sözleşmeliler 3 gün izin alabilmektedir.

Kadrolu öğretmen anneye ilk 6 ay için, günde 3 saat; ikinci 6 ay için günde 1,5 saat çocuğunu emzirmesi için süt izni veriliyorken sözleşmeli öğretmen anneye ise 1 yıla kadar günde sadece 1,5 saat süt izni verilmektedir.

Bütün saydıklarımızla birlikte öğretmenlerimiz okulda, öğretmenler odasında, sınıfta, “sözleşmeli” kelimesiyle adlandırılmaktan hoşnutsuzdurlar. Yöneticilerin, “Sözleşmeli olduğunu unutma!” uyarılarını duymaktan büyük rahatsızlık duymaktadırlar. “Sözleşmelilik” kılıcının sürekli başlarında durmasından endişe duymaktadırlar.

Sonuç olarak yukarıda saydığımız ve sayamadığımız birçok nedenden dolayı sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının doğru bir uygulama olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu sistem, öğretmenleri ayrıştırmaktadır; mutsuz kılmaktadır. Mutsuz öğretmenlerle ders işlemenin çocuklarımıza ne kadar faydalı olacağını varın siz düşünün! 

Daha önceki dönemlerde, Doğu’da görev yapan öğretmenlere “bölge tazminatı” adı altında, hatırı sayılır bir ödeme yapılıyordu. Dolayısıyla bu bölgelerde çalışan biri, Batı’da çalışan birinden daha fazla kazandığını görüyor ve bundan memnun oluyordu. Bugünün Türkiye’si, o günün Türkiye’sinden kat be kat zengin olduğuna göre bu uygulamaya bir an önce tekrar geçilmelidir. Bu uygulamayla bölgenin öğretmen eksiği giderileceği gibi tecrübeli öğretmenleri de bölgede tutacaktır. Dolayısıyla sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına da gerek kalmayacaktır.

Son söz olarak Hükûmet, mevcut sözleşmeli öğretmenleri bir an önce kadroya geçirmeli ve bundan sonra da sözleşmeli öğretmenlik istihdamından vazgeçmelidir.

İlgili Terimler :

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

BENZER İÇERİKLER

DOĞMASAYDIN; DOĞMAZDIK MÜSLÜMAN..

DOĞMASAYDIN; DOĞMAZDIK MÜSLÜMAN.. Diri  diri kızlar toprağa gömülürken  Kan davalarından

YÂ KUR AN YÂ KURGAN…

YÂ KUR AN YÂ KURGAN…  Toplumsal bozulmadan rekora doğru gidiyoruz. Hastalık belli ama tedavide

Etiketlere ‘yerli malı’ logosu

Etiketlere ‘yerli malı’ logosu Ticaret Bakanlığınca Türkiye'de üretilen mallar için etiketlere

FACEBOOK'TA BİZİ BULUN